11 Ekim 2015 Pazar

TOKGÖZ İNŞAAT- İZZETTİN TOKGÖZ/iZMİR

Sevgili blog okurlarım öncelikle hepinize merhaba. Uzun bir aradan sonra size güzel bir tatil postu ile dönüş yapmaktı niyetim ama şimdi yazacaklarım insanlığa çok daha faydalı olacak bir paylaşım. Aslında kentsel dönüşüm konusunda bloğumda bir paylaşım yapmıycaktım kendime söz vermiştim ama..
Bugün günlerden pazar ve sabahın 10'undan itibaren kapımızın önünde bir kazı çalışması var. Günlük nafakasını çıkarmaya çalışan yaşlı bir amca durduk yere azar işitiyor(ki tüm bunların sorumlusu evimizi yapan müteahhittir) ve sadece pazar günü dinlenebilen insanları rahatsız ediyor. O amcanın işittiği azar vicdanıma fazlasıyla dokundu ve bugün kısıtlı olan internetime rağmen, zor şartlarda da olsa, saatlerce sürecek de olsa insanlığa faydalı olması açısından bloğumda bir yazı dizisi hazırlayacağım. Dediğim gibi bu konulara değinmeyi düşünmüyordum ama insanlığın zarar görmemesi adına faydalı olacak. 
Paylaşımlarin konusu; malumunuz günümüz Türkiye'sinin her yerinde muhakkak varolan bir gündem maddesi 'Kentsel Dönüşüm', getirdikleri ve götürdükleri ve hiç şüphesiz ki işin en önemli kısmı olan çalışacağınız müteahhit yani evinizi, arsanızı, ana-baba veyahut dede yadigarı toprağınızı, doğup büyüdüğünüz evi, kısacacası tüm hatıralarınızı, tüm değerlerinizi kime emanet yani kime teslim edeceğinizdir. Biz kentsel dönüşüme nasıl karar verdik ve o aşamada ailecek neler yaşadık bu farklı bir paylaşım konusu olucak. Hangi müteahhitle çalışırsınız bilemem ama hangi müteahhitle asla çalışmamanız gerektiğini çok iyi biliyorum veyahut çalışacaksanızda çok sıkı önlemler almaniz için uyarıyorum biz yandık siz yanmayın misalidir bu işler. İnsanlar ev alıcağı zaman girip internette bir ön araştırma yaparlar ya işte bu sebeple olur da bu müteahiti arayan veya yaptığı işleri görmek isteyen olursa buyursun görsün. 

Biz evimizi İzzettin Tokgöz isimli müteahhite verdik. Bu şahısla çalışmak durumunda kaldık(evimiz mirastı bu nedenle müteahhit araştırma gibi bir durumu yaşayamadan mecbur önümüze gelene ev verdik gibi bi durum oldu bizde ama sizler iyi araştırın derim)
Size en başından beri anlatıcak bi dolu şey var; hangi birini anlatıcağımı, nasıl bir sıraya koyacağımı inanın bende şaşırdım evet ama bugünkü konudan devam edeyim ve müteahhitin yaptığı işlerle ilgili size ilk anlatıcağım bunlar olsun, olsun ki google'da firmayı araştıranlar bu yazımla karşılaşsınlar ve zarar görmesinler.

Şu an kentsel dönüşüm nedeniyle semtimizin pek çok noktasında fiber internet altyapı çalışmaları var. Sokaklar kazılıyor ve internet kabloları döşeniyor. Bizim mahallemiz de bunlardan biri. Mahallemiz kazılırken bizim evin önüne gelindiğinde tüm mahallede elektrikler kesildi. Bizimle birlikte tüm sokak mağdur oldu. Devletin elektrik kurumu gelip müdahale etti hemen. Sokağın elektriğini bizim evin elektriğinden ayırdılar ve mahalleye elektrik verildi fakat bizim önce kopan kablolarımız tamir edilmek durumundaydı. Kablolar niçin koptu biliyor musunuz? 
Tamamiyle müteahhitin ve inşaatının elektrik işlerini yapan elektrikçinin sorumsuzluğu, saygısızlığı başka hiçbir şey diil. Ben inşaatçi diilim, anlamam da ama yetkili kişilerden duyduğum kadarı ile söylüyorum ki bir binanın elektrik, su vs gibi şeyleri en az 70 cm derinliğe yapılmalıymış ki yarın bir gün o sokakta bir kazı çalışması olduğunda zarar görmesinmiş. İşte bizim evin elektrik telleri sizinde resimlerde göreceğiniz üzere yaklaşık 12 cm gibi bir mesafeden döşendiği için en ufak bir kazıda kopmaması mümkün diil. Bizim başımıza geldi öğrendik siz de bu müteahitin nasıl iş yaptığını gözlerinizle görün istedim. 

Size ispatları ve en yalın haliyle durumu şöyle özetleyebilirim. Görseller tarafımdan çekilmiştir.

9 Ekim Cuma günü sokağımızda telekomun fiber internet için kazı çalışmaları vardı görüldüğü üzere.


Ekibin hiç bir suçu yok çünkü belli bir cm'e kadar kazmak zorundalar. Burada bir sıkıntı yok adamlar işini yapıyor. Fakat sıkıntı şurada ki hiçbir komşumuzun elektrik altyapısı zarar görmezken bizimkisi kazı sırasında koptu çünkü 12 cm derinliğe yapılmıştı bizimkisi. Burada işini sorumsuzca yapan müteahhit ve inşaat işlerini yapan elektrikçi firmadır. Baştan savma, insan canını tehlikeye atacak şekilde yaptıkları işçilik işte budur. Herkesi elektrik çarpabilir veya ev komple yanabilirdi. 





Bu arada bu fotoğrafta görünen yaşlı amca evimizin elektrik işlerini yapan firmanın sahibidir. Sokağımızın yaşadığı mağduriyet( bütün sokak elektriksiz kaldı saatlerce)  neticesinde müteahitimize ve elektriği yapan firmaya ulaşıldı binbir zahmetle ve afra tafra ile.. Sıkıntı giderilmek için gelindi evet ama devletin elektrik kurumu elektrikçinin yaptığı işi beğenmedi ve ben bu binaya elektrik veremem tekrar yapsın dedi. Mahallemize elektrik verildiği halde biz bir kaç saat daha elektriksiz kaldık. Bu beyefendiye tekrar ulaşıldı devletin kurumu yağtığın işi beğenmedi gel tekrar yap denildi ve tekrar geldi. 



 Bu da Türk Telokom çalışanlarinın Gediz Aş. ye durumla ilgili yazdığı tutanaktır.
Bu arada tüm bunlar olurken müteahhit ve elektrikçiye ulaşabilmek için şarjı biten telefonlarımızı sokakta başka inşaatın şantiyesinden şarj ettik. Yaşadığımız mağduriyetlerin gerisini varın siz düşünün artik.


Bugün günlerden pazar ve elektrikçi firma kazı yapıyor ki yukarıdan döşenen elektrik hattını biraz daha aşağıya indirmeye çalışıyorlar. Evet müteahit yaptığı işi temizlemeye çalışıyor ama bunca mağduriyetten sonra inanın bir önemi yok. Baştan yanlış iş yapılmayacaktı ya da her önüne gelen müteahit olamamalıydı, insanlar mağdur olmamalıydı. 

Not: Bugünkü paylaşımda sadece elektrik hattınin nasıl yanlış döşendiğini ve canımızın nasıl tehlikye atıldığına değindim. Bir başka postta çok sevgili müteahhitimiz İzzettin Tokgöz'ün yaptığı binaları ve yaptiğı binalarda kullandığı pimapen, laminant, kapı, klozet vs gibi şeyleri detaylıca göstereceğim. İnsanlığa faydamız dokunsun başkalarının canı yanmasın hiçkimse mağdur olmasın.

28 Ocak 2015 Çarşamba

Blog 8 Yaşında !

26 Ocak günü blogumun 8. doğum günüydü, 9. yaşa merhaba dedik. O bir bebekti biliyorsunuz hepinizinki gibi.. ona yillarca emek verip bu yaşa getirdim(hani insan olsa 2.sinifa gidecekti) Hayatimdan bu süreçte çok şeyler geldi geçti. Öyle ki saç rengim değişti, bakiş açim değişti, insanlar geldi ve geçti, sevdiklerimi toprağa verdim, iş hayatina bile atildim, doğup büyüdüğüm ev bile değişti. Ama değişmeyen bir tek şey vardi; o da blogumdu. Tüm bu değişimlere taniklik ederek hep benimleydi. Bazen yazmayi ihmal etsem de yazmaktan hiç vazgeçmedim ve onu büyütmeye devam edeceğim. İyi ki varsin blogum nice yıllara :)

31 Aralık 2014 Çarşamba

Dilek Listem..

Dışarısı buz gibi. İzmir de kar görecek gibi.. Bir dilim tatlı ve acı bir kahve ile tüm senenin yorgunluğunu ve güzelliklerini uğurluyorum. Hayatıma gelecek olan yenilikleri ve diğer güzellikleri bekliyorum. 
Geçen sene blog'da wishlist hazırlayamamıştım ama bu sene pek iştahlıyım :)
Önce yüce Rabb'ime şükürler ve hamdolsun diyorum.
2014 yılı benim için hızlı ve çok yoğun geçti. Değişimlerin getirdiği yenilikler vardı kısacası keyifliydi.
Seneye dönüp bu posta bakmak ve hayırlısıyla gerçekleştiklerini görmek dileğiyle başlıyorum :p
Hobilerimde daha da ilerlemek, çok daha büyük işler başarmak, daha büyük kitlelere ulaşmak ve hatta "Fulyanna Design'i" markalaştırmak istiyorum. 
Hobi malzemelerim odamda karmaşa yaratıyor, odamı çok seviyorum geniş ve ferah fakat hobi malzemelerini gönlümce yerleştireceğim bir hobi odası, hatta minik bir atölye kurmak istiyorum. Daha ilerisi ise "Fulyanna Design" tabelası olan bir mağaza tabi ki.. :p

Hobi odamın detaylarına gelecek olursak daha çok rengarenk kurdelem, çeşit çeşit kumaşlarım, yünlerim, keçelerim olsun. Hatta onları muhafaza edecek kavanozlar, sepetlerle doldurayım minik atölyemi.



Blog senin haberin yok hatta bu konuya başlıbaşına bir postta değinmem gerekir ama biz doğup büyüdüğümüz evden taşındık. Evimiz miras ve kentsel dönüşüm nedeniyle müteahhite verildi. Bina yıkıldı. Haziran ayında semtimizden kopamadığımız için yakınlarda başka bir yere taşındık. Ablamla aynı sokakta oturuyoruz ve daha mevkii bir yer olduğu için yeni evimizden çok memnunuz. Yıkılan evimiz 5 katlı bir apartman olacak. Şu an kaba inşaatın 4. katı çıkmak üzere. Evimizle ilgili ne olacağı henüz belli diil. Tekrar eski sokağımıza döner miyiz ya da hayat bizi ne tarafa sürükler bilmiyorum ama değişimler her zaman iyi ve güzeldir. Ev değişimi bana çok iyi geldi. Yeni yılda evimizle ilgili herşeyin hayırlısı olmasını ve inşaatın güzelce bitmesini diliyorum :)



Eskisi gibi evlilik hayalim filan yok hatta sabah annemin haydi kalk kahvaltı bitiyor die uyandırmaları, özgür oluşum, kendime ayırdığım vaktin güzelliği işte bunları düşündükçe hiç düşünemiyorum :D ha bana baş ağrısı olmaz, beni yormaz, yürüdüğüm şu hayat yolunda mutlu mesut Heidi gibi ilerlerken aa bir bakmışım , kafamı çevirmişim yanımda biri. Ben farkında olmadan yanımda yürümeyi başarıyor ve beni yormuyorsa yürüsün. Ehuheee bu sene gelinlik giyeyim die listeme eklim hadi kusur kalmasın :D masallardaki peri kızı gibi bir gelin olmak istiyorum :p
Özenerek aldığım o kendi tarzımı yansıtan çeyizlerimi artık kullanabilmek istiyorum :)

Kilo problemim hiç olmadı kendimle fazlasıyla barışığım ama ben bu sene bazı sebeplerden biraz kilo aldım. O kiloları vermek, ideal kiloma dönmek isterim.

Son 1,5 yıldır uğraştığım estetik operasyon işinin doğru zamanda ve hayırlısı ile artık neticelenmesini istiyorum.
Odamı düzenlerken yaptığım ilk elişlerini buldum. Örgü örmeye, öğrenmek için ufak kolay işlerle başlamıştım. Hep de pembeli renkler seçmişim. Kızım olacak heralde ahaha :) o minik kruvaze yeleğini yerim ben onun. Kimbilir belki birgün bu cicileri giydirecek bir kızım olur :) 
Yazın yine  Selimiye'ye(Marmaris) gitmek istiyorum.

Daha çok animasyon izlemek, kitap okumak istiyorum.

Saç rengimin böle bişi olmasını istiyorum.

Gardrobumu baştan aşağı yenilemek istiyorum.

Canon profesyonel makinem olsun istiyorum artık.

Sağlık, huzur ve ailemin başımda oluşu bana yetiyor da artıyor rutine devam ve herkesin yüreğindeki tüm güzelliklerin gerçekleşmesini diliyorum ;) 

25 Aralık 2014 Perşembe

Yılbaşı Çorabı Şeklinde Hediye Paketi Yapımı

Hediye paketlemede sıradanlıktan sıkıldınız ve alternatif arıyor iseniz siz de bu şekilde bir paket hazırlayabilirsiniz. Bu paketi geçen gün çok sevdiğim biri için hazırladım ve kendisi açmaya kıyamadı.
O gün hatta evlerinde gün varmış ve teyzelerin onayından da geçti :D
Öncelikle craft kağıdını istediğim şekilde kestim.
Sizin de benim gibi çizim yeteneğiniz yoksa netten şablon bulup çıktı alabilirsiniz.
Kenarından kontrast oluşturması için kırmızı renk dikiş ipliği ile dikiş makinesinde diktim.
Süslemesinde ise yeni yıla uygun bir kurdele kullandım.
İşte bu kadar basit ve şık bir paket oldu ;)



20 Aralık 2014 Cumartesi

Yılbaşı Hediye Alternatifi

Aslında aman aman bir yeni yıl hazırlığı içerisinde olmadım hiç bir zaman. Sadece konsepte uygun çalışıyorum bu sıralar. Durumdan mutlu muyum evet. Önümüzde bir de sevgililer günü var daha sonra çalışmalarıma bu yönde ağırlık vereceğim :)

Yılbaşında sevdiklerinize ne alsam diye düşünüyorsanız ya da yılbaşı yemeğine davet edildiyseniz kendi süslediğiniz kavanozlara çerez koyup götürebilir ya da mis kokulu gingerbread cookie'ler pişirip içine doldurabilirsiniz. Hem kendi emeğiniz hem de kalıcı bir hediye olacaktır. 


Kendinize de bir güzellik yapıp şık bir yılbaşı sofrası hazırlayabilir hatta sevdiklerinizi bu masaya davet edebilirsiniz. Bu runner'ı geçen sene yılbaşı temalı ürünler çalışırken dikmiştim. Üzerini de kar taneleri ve incilerle süslemiştim. Beklemede kalın birbirinden güzel ve değişik çalışmalar var sırada benden söylemesi :p



18 Aralık 2014 Perşembe

Kendin Yap: Duygusal Yaprak :)

Seneler önce yani hobi-craft işleri ile uğraşmaya yeltenip tembellik ettiğim zamanlarda kırtasiye'ye uğrayıp şekilli delgeç sormuştum. O zaman vaktim kısıtlıydı çalışıyordum tabi. Bu nedenle önüme gelen kırtasiyede sadece "I Love You" yazılı delgeç olduğu için alıp çıkmıştım. Aslında aradığım kesinlikle bu diildi :D odamı düzenlerken rastlayınca, aklımda olan bu fikri denemek istedim. Siz tabi daha farklı delgeçlerle de harika şeyler üretebilirsiniz :)

 Zamanın birinde bir ağaç yaşarmış.
Öyle sevgi doluymuş ki yapraklarını hep "seni seviyorum" die dökermiş.
Sevgi heryerde, görebilene.. 

16 Aralık 2014 Salı

Yeni Yıl Hazırlıkları

Bu sıralar tembelliği yendim ve yıllardır ciddi bir biçimde el atmak istediğim hobilerime tam anlamıyla el attım. Yılların birikimi; gördüklerimi, bildiklerimi, beğendiklerimi, kopyaladıklarımı yüce Rabb'imin verdiği yetenekle ve kendi zevkimle, yorumlarımla birleştirerek ortaya bazı şeyler çıkardım. Bu ara fazlasıyla yoğunum, bir yandan yaptıklarımı sahip olmak isteyenlere yetiştiriyor bir yandan yeni ürünler hazırlamaya çalışıyorum. Yıllardır hayalini kurduğum hobi odamı da ufak ufak detaylarla şekillendiriyorum. Kim bilir belki bir gün hobi odam olmakla kalmayıp minik bir atölyem de olur. Hayaller ne için vardı tabi ki gerçek olmak için :)


Yeni yıl temalı kitap ayraçlarım çok sevildi.

 Çıbıktan adamdan başka şey çizemeyen ben geyik çizdim :)
(bknz; karbon kağıdı saolsun)
Allam verdiğin yetenekler için tşk ederim ama azıcıkta çizim yeteneğim olaydı :p

 Dün  de bu geyikleri yaptım.
Kapı koluna, pencereye, çam ağacına,duvara takılabilecek sevimli birşey oldular.


 Ve tabi ki ağacımızı süsledim şimdiden :D

5 Ekim 2014 Pazar

Baykuş Kurabiye Tarifi

Bayram için minik kuzenime yaptım dün bu kurabiyeleri ama herkes tarafından sevildi :)
Malzemeler; 
  • 2 yumurta
  • 1 paket margarin
  • 1,5 su bardağı pudra şekeri
  • 3,5-4 su bardağı un
  • 1 limon kabuğu rendesi
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 2 paket vanilya
YAPILIŞI;
  1. Yumurtaları, eritilmiş margarini, pudra şekeri, limon kabuğu rendesi ve vanilyaları krem haline gelene dek yoğuralım.
  2. İçine kabartma tozu ve unu ekleyip yoğurmaya devam edelim.
  3. Merdane ile yarım cm kalınlığında açalım.
  4. Su bardağı ile yuvarlaklar keselim.
  5. Şişe kapağı(ben mavi kapak kullandım)ile küçük yuvarlaklar keselim ve baykuşun gözlerini oluşturalım.
  6. Ortalarına damla çikolata, burun kısmına badem koyalım.
  7. Çatalla ayak şekli verelim.
  8. Üzeri açık pembe renk olana dek pişirelim.
Not:Fotoğraftaki şaşkın, meraklı ve şaşı baykuşları bulunuz :p

3 Ekim 2014 Cuma

Haddini Bilmezlere Haddini Bildirmek Gerek Bazen..

Bugün sabahtan beri bir halsizlik, yorgunluk vardi üzerimde ki yapmam gereken bisürü şey olmasına rağmen yatağımı bile toplayamayacak kadar yorgundum bugün. Acıkınca canim tatli isteyince elim ayagim titredi deriz ya evet benim gerçekten titrer. Tatlıyi zaten çok seven bünyem için bahanem de hazir olur hemen tatlı yemek icin; " eee elim ayağım titriyor" 
Benim ailemde şeker hastalığı var. Annem, rahmetli anneannem, dayim(ki şekerden böbreği çalışmıyor diyalize giriyor) hep şeker hastası.
Azcik kilolu iseniz, tatli ile araniz iyi ise hele ki ailenizde şeker hastalığı öyküsü varsa sizin de ileride bu hastaliga yakalanmaniz kuvvetle muhtemel. İşte bu sebeple çok bilinçli biri olduğum için kan değerlerimi siklikla olcturur şeker, kansizlik vs gibi bi sıkınti var mi belli araliklarda rutin kontrol eder( annemin şeker ölçüm cihazi ile) yada sağlık ocağında ettiririm.
Bugün bu denli yorgunluk hoşuma gitmedi baktim elim titrio  hemen çikolata yedim. Zaman geçti ama halsizlik gecmio. Annemin cihaz ile ölçtüm ki ne göreyim şekerim 36.
Kan şekeri değeri alt sınır 70 die biliyorum. Nette araştırmaya koyuldum hemen şeker 40'in altinda ise ciddi tehlike bilinç kaybi, bayilma olabilir hemen acile gidin yazıyordu.
Hipoglisemi (düşük şeker)nin varlığını gösteren tüm belirtiler vardi. Kan değerim ve bulundugum hal hipoglisemiyi işaret ediyordu. Bende bu kadar tatli ile arasi iyi olan benin nasil olur da şekeri az olur aman Allahım dedim enteresan hemen 1 bardak şekerli su yapıp içtim. Belirli araliklarla şekerimi ölçtum oldu 42. Hala bana misin demio. Fulya dedim kalk yürü tehlike çanları çalıyor. Bilincimi kaybetmeden bayram önü bazi arkadaslara da durumum budur şuurumu kaybetmeden yazayim iyi bayramlar şimdiden dedim hatta ahahaa :))
Neyse ben hemen sağlık ocağına gittim kapali tabi. Eczacimiza uğradım durumu anlattim hatta cihazi yanimda götürdüm yanlarinda ölçtum o da nesi şekerin yükselmesi bi kenara dursun 34'e inmiş. Eczaci bu değerde bu kadar konuşuyor olman yürüyebilmen ilginç ama komalik bir değer bu derhal acile git dedi.
Diyorum ya Allahima bin şükür gayet eğitimli, tahsilli, bilinçli biri olduğum için bu yaşıma kadar basi agrisa hastanelerin acil servisini meşgul eden cahillerden pimpiriklerden olmadım hic bi zaman.
Eve gelir gelmez normal şartlarda annemin bugünden yiyorum diye kizacagi bayram tatlilarini al kızım ye ye diyince ohhh pek bi güzel gönül rahatligiyla 2 kalburabasti+2 böreği götürdüm :)))) şeker düşüklüğü işe yaradi valla sirf yukselsin die yedim 
Biraz kana karışsin dir bekledim ve tekrar ölçtum evet şekerimi 50'ye çıkarmayı başardım. Gel gör ki en baştaki bilinç kaybi kadar tehlike arz etmese de yine de değer kötüydü. Fulya dedim tamam acile gitme vaktidir.
Bu arada Allahima yine bin şükür ki nasil bir enerjiye sahipsem artik ilk once kendi kendimin doktoru olmayi çok iyi bilirim. Enerjimi ve moralimi yüksek tutarim. Acile gitmek için babamin eve gelmesini beklerken moral olsun die arkadasima yazdim güçlüyum iyiyim giyincem takip takistircam hatta makyaj bile yapicam evet evet yataga dusmiycem dedim. Suurumu kaybetmeden de iyi bayramlar dedim gittim :))))
acildeki hemşire doktor her ne ise ilk tansiyonumu ölçtü durumu anlattim ve tatli dil güleryüzle içeri yolladi. Içerideki bayan doktor da ayni tatlilik ve guzelikte ilgilendi not aldigim şeker değerlerini anlttim insan gibi dinledi. Şekerimi ölçtü be 137 çıktı evet hiçbirşeyim yoktu. Evet bildiginiz öküz gibiymisim maşallah :)))
Doktorun yaninda bizim aletle tekrar ölçtum 44 çıktı. Meğer alet bozulmuş.
Doktor beni guleryuzle ugurladi istersen dahiliyeye de görün, bu kadar bilinçli olman çok iyi diyerek..
Ahh harika acilin kapisindan çıkıyorum sağlı sollu bir erkek bir de bayan güvenlik dikeliyor. Kimse yok onlara yakin sadece ben ve tam geçerken "AYY CANIM SIKILDI BI ACİLE GiDEYIM" dedi kendi kendine.
Basiretim bağlandı yürüdüm gectim ama arkama dönüp baktim o da bana bakiyordu. Tekrar önüme döndüm gitmek için yoo bi anda tam tersi dönüp acile yürüdüm "bana baksana sen az önce o lafi kime dedin" dedim. Cevap şu "Neden üzerine alindin ki?
O lafi bana soyledigini biliyorum kan şekerim düşük die geldim sana mi sorucam gelirken dedim.
o da ama ben sağlık bakanlığı hakkinda konusuyorum dedi. Yanina o an baska hastane gorevlileri gelmisti. velhasili arkadaşlarinin yaninda döt oldu.
Diyecem ki kizim sen kendinden kıllısın neden üzerine alindin harbiden ama ben kime dedin diyince mantik kurallarina göre hangi lafi neyi? demesi gereken süper zeki benim en asirisindan pozitif biri olduğumu hasta bile olsam guclu durmaya calisip suslenecegimi bilmeyen güvenlik kizimiz gördü tabi kiz güzel, güzel de giyinmiş ee kiz bayilmak yerine küpesini takmayi da ihmal etmemiş dedi bu kiz gezmeye geldi.
Evet gerzek kizim ben canim sikilinca Alsancaga inciraltina gitmek varken genelde Bozyaka Ssk hastanesine takilirim. Acil kisminda yürüyüş yapmak da en büyük hobimdir :)))
Normal sartlarda bu kizi dövmem gerekiyordu ama ben artik büyümüş hanim kiz olmuşum sana inşallah senin de başın ağrısın, elin ayağın titresin kalkama ve acillik ol işte o an gunahini aldigin aklina ben geleyim dierek seni seni Allaha havale yaptim :)))
Ohhh bedduami da yaptim ahahaa :))
Eee hadi bilincim yerinde madem hepinizeeeee bugünden iyi bayramlar 

30 Eylül 2014 Salı

Alaçatı/ Çeşme/ İzmir

Kendime ve size söz verdiğim üzere yazmayı ihmal ettiğim herşeyin listesini yaptım ve yeni yıl girene kadar güncel postların arasına, boşluğunu fazlasıyla farkettiğim, arşivimde muhakkak durmalı dediğim ve yazmadığıma pişman olduğum herşeyi anılarıma ekleyeceğim.

Siz siz olun bloğunuzu asla ama asla ihmal etmeyin cidden doldurulması zor bir boşluk gibi oluyor. Hayatınızda bir kesit yok olmuş, film şeridinizden bir bölüm kesilmiş gibi oluyor ve o eksikliğin üzüntüsünü fazlasıyla yaşıyorsunuz.


Şükür sonunda Haziran ayında Çeşme ile tanıştım. Yıllardır size gezdiğim, gördüğüm yerleri tanıttım. Bana Kuşadası, Bodrum, Marmaris, Fethiye  sorun bilirim ama gelin görün ki doğma büyüme İzmir'li olmama rağmen Çeşme'yi aman nasılsa orası bizim kaçıyor mu, sabah git akşam geri dön mesafesinde, orda otelde yatılı kalınamıycak olduğuna göre orası bana tatilden sayılmaz diyordum. Ama gördüm ki ahh buraya hususi otelde kalmalı da gitmem gerekiyormuş. Çeşme ve Bodrum'un neden başı çektiğini anladım. Çünkü muazzam güzellikte bir yer. Evet her yerin kendine göre bir güzelliği var fakat Çeşme bambaşkaymış.

Alaçatı'ya ilk girişte 1850 Cafe karşılıyor sizi..
Alaçatı'nın her yeri mimarisi böyle taş evler, pansiyonlar, dükkanlar ve mekanlar ile dolu.
Burada selfie çekilmeden dönmeyin :)
 Selfie Lounge


Maison Alaçatı'nın orijinal hediyelikleri görülmeden geçilmemeli.

Alaçatı' hatırası almayı unutmayın.
Benim bayıldığım yerlerden; Chiccy Accessories..
Takı'dan, dekorasyon ürünlerine kadar pek çok güzel şeyi burada bulmanız mümkün.



Bu minik lavaboya bayıldım :)
 Mekanın tatlı, güleryüzlü sahibesine selam vermeden de geçmeyin :)


Şubesi bulunan her yerin en güzel şubesinin Alaçatı'da olduğuna eminim :)


Maria'nin Bahçesi
Yukarı Sokak'ta ne güzel detaylar var ;)


 Bunlar da yukarı sokaktaki o güzel otele ait detaylar..




Azıcık da ben :p

 21 no'lu ev kedisini kapının önünde unutmuş :))
Gül Güler tasarımları muhakkak görülmeli..



Kelebekli yüzüğüm tabi ki Kebelek'ten..
Balıklı bilekliğim de Alaçatı hatırası fakat bu bileklik koptu üzgünüm sadece balığı kaldı :( 
Gramafon Evi ise bayıldığım bir antikacı.
Antikayı evimde istemem ruhumu daraltır ama ziyaret edip eskiyi anımsamayı çok severim :)
 Millet şimdi saunalı, klimalı, wi-fi'li bilmemneli otel beğenmezken o dönem kalorifer lüksmüş :)



Bir tarafı kilise olan başka dinlere de ibadet imkanı sağlayan Camii..
Bu bilgiyi daha önce Çeşme'yi ziyaret eden birinden öğrendim.









 Çıkışta bizi yine o çok beğendiğim 1850 Cafe uğurluyor :)



Not: Damla sakızlı dondurma yemeden,kahve içmeden ve meşhur damla sakızlı kurabiye almadan dönmeyin :)
Çeşme'nin beach'lerine değinmiyorum bile onları zaten magazin programlarında işitiyorsunuz. Ben her zaman olduğu gibi görünmeyenin ardındaki güzellikleri göstermek istedim :)
Beklemede kalın çünkü bu sene çok gezdim ; Şirince, Foça ziyareti ve Selimiye tatili var daha anlatacaklarım arasında :P